İtalyalı Bir Osmanlı Mimarı: Raimondo D’Aronco ve Eserleri

1893-1909 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul’da yaşamış Sultan II. Abdülhamid devrinin Mimarı ve birçok önemli yapıda imzası bulunan İtalyan Raimondo D’Aronco’dan ve eserlerinden bahsedeceğiz.

Raimondo Tommaso D’Aronco 1857 yılında İtalya’da doğmuştur. İtalyan Hükümetinin verdiği görev ile Osmanlı Ulusal Sergisi’nin tasarımını yapmak üzere İstanbul’a gelir, 10 Temmuz 1894 yılında İstanbul’da yaşayan deprem hadisesinden sonra şehir büyük zarar görür, D’Aronco’nun İstanbul’daki macerası işte bu yaşanan deprem felaketinden sonra hasar görmüş kamu binalarını onarmak ile başlar. Kapalı Çarşı ve Ayasofya’yı restore eder ve Ziraat Bakanlığı ile 4 yıllık anlaşma imzalar. Mimarı olduğu eserlerde Art Noveau tarzını kullanır ve ününü buradan kazanır. 1932 yılında İtalya’nın San Romeo şehrinde vefat eder. Gelin hep birlikte Raimondo D’Aronco’nun İstanbul’a kattığı eserlere göz atalım.

Botter Apartmanı

Adını II. Abdülhamid’in resmi saray terzisi olan Jean Botter’dan alır. II. Abdülhamid’in tasarımlarını çok beğendiği Hollandalı terzisi Jean Botter’a verdiği değer göstermek için moda evi yapmak üzere Raimondo D’Aronco’yu görevlendirir. Apartmanın zemin katında atölye ve dükkân, üst katlarda odalar vardır ve bodrum katı ile toplamda 7 kat yapılmıştır. Ön cephesi insan başı figürleri ve bitki örtülü bordürleri ile Botter Apartmanı İstanbul’da ilk Art Nouvaeu tarzında inşa edilmiş bina olma sebebiyle mimarlık tarihi açısından önemlidir. Türkiye’de çelik konstrüksiyon kullanılan ilk apartman, asansör kullanılan 2. apartman ve ilk moda evi olarak kullanılması gibi özellikleri vardır.

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane

Tıp eğitimi verilmek üzerine II. Abdülhamid’in emri ile Alexandre Vallaury ve Raimondo D’Aronco mimarlığında 1903 senesinde yapılmıştır. 80 bin metre kare alan üzerine inşa edilen yapı, dört kenarı koridorlar ile çevrili bir iç avlusu ile 54 bin metrekarelik açık alana sahiptir.

1903-1909 yılları arasında Askeri tıp mektebi iken 1909 sonrası sivil tıp mektebi olarak hizmet vermeye başladı. 1933 yılında ise Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatı ile 1983’e kadar Haydarpaşa lisesi olarak hizmet verdi. 1983 sonrasında ise Marmara Üniversitesi’ne tahsis edilerek eğitim külliyesi haline geldi ve tıp fakültesi haline geldi. 2015’te ise Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane adıyla hizmet vermek üzere tahsis edildi. 

Huber Köşkü 

Tarabya’da bulunan Huber Köşk’ü, 1880’li yıllarda artan Osmanlı-Alman ilişkilerinin önemli sembollerinden biri. Yalının ilk sahibi Alman silah tüccarı Alman silah şirketi Mauser’in Osmanlı Devleti temsilcisi. Üç katlı, on odalı, iki sofalı ve soğan kubbeleri ile yalı, Boğaziçi’nin dikkat çeken yalılarından biri konumunda. Yalıyı yaptıran da mimarı da bilinmiyor, bilinen ise bu yalıyı 1890 yılında August Huber’in bir Ermeni ailesinden satın aldığıdır. Mösyö Huber, yalıyı satın aldıktan sonra dönemin ünlü mimari Raimondo D’Aronco’ya çevresine birkaç yapı daha ekletti ve köşk artık bir külliye görünümü kazandı. Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı-Alman ilişkilerinin zayıflaması ile Huber ailesinin de bu köşkte yaşamasını da aynı şekilde etkiledi ve Mösyö Huber’in varislerinden satın alınan yapı 1985’e kadar birkaç kez el değiştirdikten sonra (Fransız okulu olarak ta bir dönem kullanıldı) Kenan Evren tarafından kamulaştırılarak Cumhurbaşkanlığı yazlık konutu olarak kullanılmaya başladı. Yeni işlevi ile kullanılabilmesi için yapı çevresine göze çarpmayan çağdaş iki yapı eklendi ve asıl çalışma mekanları burada bulunuyor. Köşkün tarihi yapıları denize yakın hizada, 5 metre kadar yüksekte bir set üzerinde duruyor, bunlar kısa süre önce restore edildi. 

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii (Karaköy)

Yukarıdaki görseldeki Camii alanında, Fatih Sultan Mehmed zamanında bir tekke inşa ettirilir. Bu tekke iki yüz yıl bakımsız kalınca harap olmuş, bulunduğu alana Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Tarafından iki katlı bir mescid inşa ettirilir. Yine bakımsızlıktan yıpranması ve 1894 İstanbul depremi ile (10 Temmuz, yaklaşık 7,0 şiddetinde) tamamen yok olur. 1903 yılında ise Sultan Abdülhamid tarafından Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Cami’nin yeniden inşa edilmesine karar verilir ve bu caminin yapılması için Raimondo D’Aronco görevlendirilir. 1908 yılında tamamlanan cami, yukarıdaki görsele dikkatli bakarsanız dükkanların üzerine inşa edilmiş olup sekizgen bir mimariye sahip olduğunu görebilirsiniz. 


D’Aronco’nun bu camiyi Art Nouveau tarzında tek bir ibadethane olarak inşa etmesi ona büyük bir özgünlük katıyordu. Cami hakkında Prof. Dr. Afife Batur: ‘Karaköy Camii, gerçekten mücevher gibi bir camiydi. O sırada Avrupa’da Art Nouveau akımı vardı. Modern akımların öncüsü olan bir akımdı bu. Türkiye’de D’Aronco aracılığıyla gelmiş ve farklı bir forma, İstanbul’a özgü bir biçime bürünmüştü. Çünkü Avrupalı mimarlar, bu formu hiçbir zaman bir camiye veya türbeye uygulama imkanına sahip değillerdi. D’Aronco bunu yapmıştı ve Karaköy Camii, bunun Türkiye’deki en yetkin örneklerinden birisiydi.’ demiştir. Ne yazık ki 1955 yılında Prost Planı içerisinde Karaköy’de yol genişletmek maksadı ile yıkılacak binalar tespit edilirken Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nde yıkılmasına karar verir. Yıkım komitesinin bu güzel caminin yıkılmasına gönlü razı olmaz ve o zaman cami bulunmayan Kınalıada’da yeniden inşa edilmesine karar verilir. 1959 yılında düzensiz bir şekilde sökülerek sökülen parçaları numaralandırarak ayrılır. Ancak bir türlü caminin parçaları taşınamaz, kayıtlara göre caminin parçalarının düzensiz şekilde Karaköy sahilinde bekletildiği ahşap olan minberi dalgaların etkisi ile çürüdüğü gözlemlenir. Hala cami parçaları Kınalıada’ya götürülememiş, götürülen parçalar kullanışsız ve parçalanmış taşlar ve mermerler adaya yeni yapılacak cami için kullanılmıştır, maalesef Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Cami’den kalan bazı parçalar adadaki Rum kilisesinin bahçesinde çile çekmeye devam etmektedir.

Prof. Dr. Semavi Eyice’nin sözü ile bitirelim: Burada Ezan okuyan Müezzin seçme bir Müezzin olurmuş, bilhassa İstanbul’da yaşayan yabancılar Galata Köprüsü’nden geçerken burada durup ezanı dinlerlermiş.

Nazmiye Sultan Yalısı

Raimondo D’Aronco’nun Art Nouveau tarzında tasarladığı saray-yalılardandır. Günümüze maalesef ulaşamamıştır, kuşkusuz günümüze ulaşabilseydi Art Nouveau tarzındaki saray-yalı yapılarının dünya mimarlık tarihi açısından önemli bir yeri olacaktı. D’Aronco’nun batı sanatı ve özellikle İtalyan mimarlık bilgisi Osmanlı Mimarlığında gelişime yol açmış ve Osmanlı mimarlığının potansiyelini arttırmıştır. Bu da yalıyı özgün kılıyor. Ritmik çıkıntıları ve vurgulu yataylığı ile göz alıyor. İyi bir işçiliğin yanı sıra kaliteli malzeme ile D’Aronco başarılı bir tasarım sergilemiştir. 

Şeyh Zafir Türbesi (Serencebey)

D’Aronco’nun önemli şaheserlerinden biri olan Şeyh Zafir Türbesi, II. Abdülhamid tarafından Şeyh Hamza Zafir için yaptırılmıştır. Şeyh kuzey Afrika kökenli Şazeliyye tarikatının ünlü bir siması. II. Abdülhamid’in özel bir muhabbeti olduğu ve hatta Yıldız sarayına yakın olması için Beşiktaş’a dergahını yaptırdığı söylenir.

Türbenin yanındaki çeşme de yine D’Aronco’nun eseridir. Beyaz mermerden yapılmış çift yönlü cephesi ile iç cephede türbe ve yanındaki tekkeye, hem de dış cephesi ile sokağa hizmet etmek için yapılmış ama türbe ile farklı tarzda yapılmış olan çeşme sanki başka bir yere ait gibi duruyor.

Sultan II. Abdülhamid Çeşmesi

Çeşme 1896-1901 yılları arasında II. Abdülhamid tarafından Mimar Raimondo D’Aronco’ya yaptırılmıştır. Çeşme 1901 yılında açılışında Tophane Nusretiye Camii önünde yer almaktaydı. 1957 yılında Henry Prost’un planlandığı yol genişletme çalışmalarının hedefi olmuş ve bugünkü Maçka Parkı’na sökülerek götürülmüştür. Çeşme Osmanlı çeşme mimarisinin özgün örneklerinden biridir. Dört yüzlü meydan çeşmesi olarak tasarlanan çeşme Barok üslupta yapılmış, ince silmelerle hareketlendirilmiş ve cephenin iki yüzü dar, diğer iki yüzü ise daha geniş olarak karşılıklı cephe biçiminde düzenlenmiştir. Türk rokokosu stilinde motifler ile süslenen çeşmenin, kurşun örtülü bir çatı ve geniş bir saçak altında mermerden yapılmıştır. Planı dikdörtgen olup üzeri iki katlı çatıyla örtülüdür ve çatı üzeri yalancı kubbeyle kaplıdır. Çeşmenin dört köşesinde sütunlar yer alır. Sütunların üzerinde ise kitabeler yer alır. Kitabesini Hattat Sami Efendi tarafından celi talik yazısıyla mermere kabartma olarak yazılmıştır. Dört cephesinde birer beyitten oluşan kitabesi şu tarih beyiti ile son bulmaktadır.

“Sayesinde ol şehinşah-ı mu’alla meşrebin / Teşnegana böyle dil-cu çeşmeler oldı bedid

Ab-ı şerbetin içüb birle Didim tarihini / Eyledi bu çeşmeyi bünyad Han Abdülhamid”

Ticaret Mektebi Binası

1883 yılında Orman, Maadin ve Ziraat Nezareti (Bakanlığı) için inşa edildi ve o dönem Ticaret nezareti ile birleşmiş olan bu nezarete bağlanarak ‘Hamidiye Ticaret Mekteb-i Âlîsi’ adı ile okul olarak kullanılmaya başlamıştır. Raimondo D’Aronco Art Nouveau üslubunda tasarlamıştır.

Bina karşıdan bakışta iki parça görünümündedir. Sağ tarafı Art Nouvaeu üslubunda, Sol tarafı ise Neo-Ottomano (yeni Osmanlı) üslubu baskındır. Sol taraftaki kısım geniş uzantılı ahşap bir saçak ile örtülüyken sağ taraftaki kısmın geniş ve ahşap saçağı dalgalı bir haldedir. Bu kısmın süslemeli taş işçiliği barındıran cephe duvarında iki adet de rölyef bulunmaktadır. Bunlardan birinde denizciliği temsilen yelken, halat ve çapa gibi figürler yer alırken diğerinde askeri kara gücünü temsilen sancak, zırh, kılıç, kalkan ve tabanca figürleri yer almaktadır.

1894 yılındaki Büyük İstanbul Depremi’nde zarar gören bina yine mimar D’Aronco tarafından restore edilmiştir. Bina günümüzde Marmara Üniversitesi’nin rektörlük binası olarak kullanılmaktadır. Binanın sol tarafında kalan kısmı ise zamanında elbise ambarı ardından Yeniçeri Kıyafethanesi Müzesi olarak kullanılmıştır. 2008 yılından itibaren de Marmara Üniversitesi’ne bağlı olarak Cumhuriyet Müzesi olarak kullanılmaktadır. Müze; Sanat Galerisi ve 2010 yılında açılan İhap Hulusi Görey Galerisi olarak iki kısımdan oluşmaktadır.

İtalyan Sefareti Yazlık Binası

Şu anda Tarabya İskeleler arasında bulunan İtalyan Sefareti’nin Boğaziçi’ndeki yazlık binası. Mimar D’Aronco’nun Boğaziçi’ndeki eserlerinden biri. Taş ve ahşap malzemeyi bir arada kullanıp, farklı mimari kültürleri birbirine yabancılık çekmeksizin tasarlayan D’Aronco, üst düzey bir işçilik ve zekâ ile karşımızda duruyor. Üstteki fotoğrafa dikkatle baktığımızda, deniz cephesinde kendini diğer denize açılan kapılardan ayırt ettiren taş malzemeli çerçeveli kapısı var. Yapı günümüzde çok harap olsa da D’Aronco’nun günümüze gelebilen tek konut yapısıdır. 

Yıldız Şale Köşkü

Yıldız Saray Kompleksinden günümüze erişen yapılardan en iyi korunmuş olanıdır. Fransızca ‘Dağ Evi’ anlamına gelen ‘Chalet’ kelimesinden ismini almıştır. Köşk, 1880, 1889 ve 1898 de üç kısım eklenerek günümüzdeki görünümünü almıştır. Mimar D’Aronco, 1898 yılında üçüncü kısmı inşa etmiştir. 1985’ten beri Müze olarak hizmet vermektedir. 

Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası

Türk çini sanatını canlandırmak, yeni bir yön ve hız vermek amacıyla Sultan II. Abdülhamid tarafından 1891 yılında Yıldız Sarayı bahçesinde Yıldız Çini Fabrika-i Hümâyûnu adıyla kurulmuştur. 1894 depreminde zarar görmüş, aynı yıl Mimar D’Aronco’ya yeniden yaptırılmıştır.

Günümüzde T.C. Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı’na bağlı bir müze-fabrika olarak benzerleri arasında özel bir konumu olan Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası, bir yandan porselen eşya üretimini sürdürmekte, öte yandan da kuruluş yıllarında yaptığı ürünlerin replikalarını üreterek bir dönem estetiğinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak projeler geliştirmektedir.

Yeniköy Faik ve Bekir Beyler Yalısı

Faik ve Bekir Beylerin ikiz yalısı D’Aronco’nun Boğaziçi’ndeki özgün eserlerinden biri. Geleneksel mimarlıkta karşılaştığımız küçük nişleri devşirerek, simetrik bir biçimde iki cepheye uyarlamış, ortası Barok etkiyi gösterirken eğrisel saçağında vurgulamıştır. Pençelerin küçük tepe açıklıklarıyla biçimlenişi ve merkezi kısmın minyatür localarla değerlendirilmesi bütün kompozisyon ile birlikte neo-Osmanlı üslubunu ortaya çıkarmış.

Yazarın notu: bu makale, Sedat Bornovalı ‘Boğaziçi’nin Tarih Atlası’ ve Mehmet Dilbaz ‘Kaybolan Tarihin Peşinde’ isimli kitaplarından ilham alınarak hazırlanmıştır.


KAYNAKÇA:

Cansever, Meltem (Haziran 2009), Türkiye’nin Kültür Mirası 100 Saat Kulesi, İstanbul: NTV Yayınları, s. 137

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Wikipedia

Wikipedia

Sağlık Bilimleri Üniversitesi

Haydarpaşa Lisesi

Haydarpaşa Lisesi Mezunları

TCCB

Bornovalı, Boğaziçi’nin Tarih Atlası (Aralık 2019 3.basım), Timaş Yayınları, s,181

Bir İstanbul Hayali

İsted

Dilbaz, Kaybolan Tarihin Peşinde, Ekim 2019, İstanbul, Timaş Yayınları, s. 121-127

Wowturkey

Bornovalı, Boğaziçi’nin Tarih Atlası (Aralık 2019 3.basım), Timaş Yayınları, s,103-104

Afife Batur, “Yıldız Serencebey’de Şeyh Zafir Türbe, Kitaplık ve Çeşmesi”, Anadolu Sanatı Araştırmaları, İstanbul 1968, I, 103-138.

İslam Ansiklopedisi

Bornovalı, Boğaziçi’nin Tarih Atlası (Aralık 2019 3.basım), Timaş Yayınları, s,74-75

Türker, O. (2004). Nihori’den Yeniköy’e bir Boğaziçi köyünün hikayesi. İstanbul: Sel Yayıncılık.

Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi s. 131 98 19, 10 Kasım 1938

Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi s. 121 86 8, 01,12 1949 ve Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi 139 55 20, 18 Haziran 1955

Fikriyat

Su Vakfı

Eski İstanbul

Talasoğlu,1994, s.86.

Kalıntı İstanbul

Bachmann, M. (2012). Boğaziçi’nde yazlık: Alman Büyükelçisinin Tarabya,2daki Yazlık Rezidansının Tarihçesi ve Gelişimi. Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçiliği-Deutsches Archaologisches Institut.

Barriallari, D. (2010). Modern Kozmopolit Mimariler: Raimondo D’Aronco’nun İstanbul’daki Eserleri. In Osmanlı Mimarı D’Aronco 1893-1909 İstanbul Projeleri. İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü.

Milli Saraylar

Milli Saraylar

Bornovalı, Boğaziçi’nin Tarih Atlası (Aralık 2019 3.basım), Timaş Yayınları, s, 175.

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki Yazı

The Truman Show

Sıradaki Yazı

Çakraların, Çakralarım, Çakralarımız

İlgili Yazılar

Şahmeran

Merhaba! Bu yazımda size mitolojik bir varlık olan Şahmeran’ın hikayesini anlatacağım. Şahmeran ile ilgili çeşitli rivayetler var. Bunların…
Devamını Oku