Neden Kelimeler Bazen Tüm Anlamlarını Yitirir? – Anlamsal Doygunluk

Bir kelime düşünelim. Mesela “ev” kelimesi. Bu kelimeyi yaklaşık 40-50 kez tekrar ettiğimiz zaman ilk baştaki anlamından uzaklaştığını ve yavaş yavaş anlamını kaybetmeye başladığını görürüz.

Bir kelime düşünelim. Mesela “ev” kelimesi. Bu kelimeyi yaklaşık 40-50 kez tekrar ettiğimiz zaman ilk baştaki anlamından uzaklaştığını ve yavaş yavaş anlamını kaybetmeye başladığını görürüz. Bu olay bilimde “ Anlamsal Doygunluk “ (Semantic Satiation) olarak tanımlanmaktadır.

Okuyanları, yazanları, hatta belli bir kelime üzerine bir süre düşünen herkesi rahatsız eden bu bela hayatımızda birçok yerde karşımıza çıkabilmektedir. Örneğin edebiyat öğretmenleri bir kelimeyi aynı cümle içerisinde sürekli kullanmamamız konusunda ısrarcıdır. Bunun asıl sebebi farkında olmasak da anlamsal doygunluktur. Yoğun çağrışımlar veya küfür içeren kelimeler gibi “güçlü” kelimelerin aşırı kullanımı da kelimenin anlamsal doygunluğa ulaşmasını tetiklemektedir. Tıpkı benim önceki cümlede “kelime” sözcüğünü 3 kere kullandığım gibi.  

Anlamsal doygunluk olgusu ilk olarak 1907 yılında E. Severance ve M.F. Washburn tarafından Amerikan Psikoloji Dergisi’nde (The American Journal of Psychology) açıklandı.

“Basılı bir kelimeye bir süre boyunca sürekli bakılırsa, ilginç bir şekilde tuhaf ve yabancı bir yön aldığı görülecektir. Görünüşündeki bu aşinalık kaybı, bazen başka bir dilde bir kelime gibi görünmesine neden olur, bazen kelime sadece bir harf koleksiyonu olana kadar ilerler ve bazen harflerin kâğıt üzerinde anlamsız işaretler gibi göründüğü en uç noktaya ulaşır.”

Bilimsel Açıklaması

Leon James, Hawaii Sosyal Bilimler Üniversitesi Psikoloji Profesörü, bu olguyu 1962 yılında doktora tezinde, yaptığı deneylerle açıkladı.

James’in çalışmalarına göre bu “reaktif engelleme” (reactive inhibition) denilen bir tür yorgunluk. Siz bir kelimeyi düşündüğünüzde veya söylediğinizde bir nöronda elektriksel ateşleme olur. Siz bunu tekrar ettikçe her seferinde yeniden ateşleme için daha fazla enerji gerekecek. Bu da birkaç saniye sonra nöronların cevap vermemesine, daha doğru bir tabirle reaktif engellemeye neden olur.

James’e göre her kelime anlamsal doygunluğa ulaşabilir ama kelimelerin anlamlarını yitirene kadar geçen süre değişebilir. Uyarı tekrar ettikçe buna karşı olan direncimiz de artar. James bunu da bir çalışmaya açıklıyor. Uyuyan kediye bir ses tonu dinletiliyor ve hemen uyanıyor. Ancak ses dinletisi sıklaştıkça kedinin uyanması her seferinde daha uzun sürüyor. Ses tonu değiştirildiğinde ise kedi hemen harekete geçiyor.

James çalışmaları süresince müziği de araştırdı. Pop listelerini inceledi. Listelere en hızlı şekilde gelen ve yine en çok dinlenilen şarkıların, aynı zamanda listelerden en hızlı ayrılan şarkılar olduğunu fark etti. Bu da anlamsal doygunluğu açıklamada oldukça önemli bir örnek.

Son olarak bu durumun İngilizce’deki garip bir örneğinden bahsetmek istiyorum. Buffalo buffalo Buffalo buffalo buffalo buffalo Buffalo buffalo. Bu cümle 3 ayrı anlamda 8 “buffalo” kelimesi içeriyor ve gramatik olarak da doğru. Cümle ile ilgili daha fazla bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.


Total
1
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki Yazı

Kadın Beyni Erkek Beyni

Sıradaki Yazı

Sen de mi Brutus?..

İlgili Yazılar