İnsanoğlunun İlk Başarısı Dil Nasıl Doğdu?

“Dil ne zaman doğmuştur? İlk dil hangisidir? İnsanların kullandığı ilk sözcükler nelerdir?” gibi sorular yer yer hepimizin aklına gelmekte ve sonrasında kendimizce bu sorulara cevaplar vermekteyiz. Bu sorular bilim dünyasında da çok sorulmakta ve sorulara elde edilen bilgiler ışığında cevaplar verilmektedir. Yazı ile ilgili ilk kaynakların çok eski bir evreye ait olmaması dil ile ilgili soruların çoğalmasına neden olmaktadır. Hatta öyle ki ilk insanın doğa ile olan iletişimi merak edilmiş ve araştırmacılar tarafından ilk insanın hangi dili kullandığıyla ilgili kuramlar öne sürülmüştür. 

Filozoflar, bilim insanları ve hatta krallar dünyada konuşulan ilk dilin ne olduğunu bulmak için deneyler yapmaya başlamışlardır. Tarihçi Heredot’un aktardığına göre Mısır kralı Psammetik, yeni doğmuş iki çocuğu, yanlarında hiçbir söz konuşulmadan yetiştirmiş ve daha sonrasında çocukların ilk kelimelerini “bekos” olarak kaydettirmiştir. Frigya dilinde ekmek anlamına gelen bekos kelimesini çocukların söylemesi günümüzde yapılan araştırmalara göre imkansızdır ve bilimsel bir değeri bulunmamaktadır. Çünkü çağdaş araştırmalar hiçbir söz duymamış olan bir insanın konuşma yetisinin olamayacağını ortaya koymaktadır. Buna benzer birçok deneyden sonra dillerin doğuşunu anlamlandıramayan bazı araştırmacılar bu mucizevi olayı Tanrı’ya yormakta ve insanlara ilk kelimeleri Tanrı’nın öğrettiğini kabul etmektedir. Bu teorinin yanında ilk sözcüklerin ünlemlerden, yansımalardan ve iş kuramından meydana geldiğine dair teoriler de bulunmaktadır. Ünlem kuramına göre ilk insanların doğa karşısında verdiği psikolojik tepkiler ve sonrasında bu tepkilerin sözcüklere dönüşmesi insanoğlunun kullandığı ilk kelimeleri oluşturmuştur. Bu kelimeler her dilde bulunmaktadır. Yine yansımaları temel alan görüş, insanların doğadaki sesleri taklit etmesi sonucunda kelimelerin oluştuğunu ve ilk sözlerin yansıma sesler olduğunu bildirmektedir. İş kuramında ise insanların birlikte ortak iş yapması ilk sözcükleri doğurmuştur görüşü etkili olmuştur. Kuram insanların birlikte iş yapması sonucunda düşünce sisteminin gelişmesi ve insanlar arasındaki iletişimin başlaması ile ilk kelimelerin oluştuğunu ileri sürmektedir. Bütün bu savların bir parça doğruluk payı bulunmaktadır. Yansıma sesler ve ünlemler bütün dünya dillerinde söz varlığının bir bölümünü oluşturmaktadır. Fakat bu sözcükler sadece dilin küçük bir bölümünü oluşturduğu için bu teorilerin bütün kelimeler düşünüldüğünde geçerliliği bulunmamaktadır. 

Dil, insanoğlu arasındaki iletişimi sağlayan en büyük araçtır. Dilin nasıl doğduğu veya nasıl ortaya çıktığı disiplinler arası yapılacak olan çalışmaların çoğalması ile yeni bir boyut kazanacaktır. Çünkü sosyal bilimler bir bütündür. Arkeoloji, antropoloji, tarih ve filoloji birlikte çalışmalı ve disiplinler kendi aralarında değerlendirmeler yapmalıdır. Dil bilimciler ve dil ile ilgili araştırma yapan kişilerin unutmaması gereken bir diğer konu ise dilin sözsel olduğu kadar biyolojik olduğu gerçeğidir. 


Kaynakça:

AKSAN, Doğan (2009), Her Yönüyle Dil, Ankara: Türk Dil Kurumları Yay. 

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki Yazı

Karma

Sıradaki Yazı

Ayna Nöronlar ve Atasözlerimiz Arasındaki İlişki

İlgili Yazılar