Çakraların, Çakralarım, Çakralarımız

Size içinizde belki de keşfetmediğiniz bir siz daha var desek ne derdiniz? Üstelik öyle bir siz ki, tanıma yolculuğunda ruhunuzu besleyecek ve fiziksel olarak da daha dinç hissettirecek. Belki de çevremizdekiler “Ben senin içindeki ışığı görüyorum.” derken bir şeyler biliyorlardı, kim bilir… Hadi gelin hep beraber içimizde dinlenilmeyi, keşfedilmeyi bekleyen ışığımızı tanıyalım. 

Enerjiye Enerji Dolu Yolculuk: Çakra Nedir?

Kelime anlamı olarak tekerlek, döngü, girdap, dönüş demekmiş her şeyden önce. Kökeni ise Sanskritçe. Tahmin edersiniz ki Hindu geleneklerinden geliyor. Bu gelenek bizlere diyor ki; ”Maddi bedeniniz dışında bir de enerji bedeniniz vardır.” Bu enerji içinizde tıpkı çarklar gibi dönüyor, üstelik tek bir noktada değil. Vücudunun ayrı noktalarında birbirlerine bağlanmış durumdalar. Ama ne bağ! Öyle ki bu çarklardan birinin olması gerektiğinden daha yavaş çalışması, hızlanması o çakranın aksaklığını hayatının ilgili alanında hemen etkisini gösteriyor. Nasıl gösteriyor derseniz de fiziksel problemler, hormonal bozukluklar ya da psikolojik sorunlar olarak. Peki birden fazla dediğimiz bu enerji noktalarımız nerede? Kaç tane? Ve her biri hayatımızın tam olarak hangi kısmını etkiliyor? 

Bedenimizde çakra olarak bilinen bu enerjiler, omurga üzerinde sıralanan yedi tane tekerlek ve hormonal salgı bezleri üzerinde yer alıyor. Herhangi bir aksaklıkta ortaya çıkan problemler de ancak bu enerji noktalarının tekrar eski çalışma düzenine döndürülmesiyle çözülüyor. Şimdi geldik isimlerine, görevlerine:

Kök Çakra: Bedenimizi bir ağaç gibi düşünürsek bizi bu dünyaya bağlayan, en temel çakramız kök çakra oluyor. Omurganın tabanında, kuyruk sokumunun en ucunda bulunuyor. Rengi kırmızı, elementi ise köklerini derinine saldığı toprak. Kök çakramız, bizlerin yeryüzünde yaşamaya devam etmemiz için yemek, barınma gibi temel ihtiyaçlarımızı göz ediyor. Bunun yanında çevremizde olup biten zorluklara karşı ayakta durma, gerektiğinde değişikliklere ayak uydurma, dünya ile bağlantılarımızla da yine bu çakra ilgileniyor. Düzenli işleyişi bizi hayata bağlayıp yaşam enerjimizi yükseltiyor, kapalı olması durumunda ise anksiyete, depresyon gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabiliyor. Boşuna temel çakra demiyoruz, esasında bu çakra bize  “Hayata kal!” diyor. Fiziksel olarak eksikliğini ise halsizlik, kilo, bel, bacak ve ayak ağrılarıyla anlayabiliyoruz.

Mide Çakrası (Sakral Çakra): Göbek deliğimizin iki parmak altında, turuncu renkli bu çakramız ise su elementi ile ilişkilendiriliyor. Turuncunun vermiş olduğu izlenimle de son derece bağdaştırdığım görevleri ise, başarı, neşe, enerji, yaratıcılık, cinsellik gibi duygularımızı harekete geçiriyor oluşu. Bunun yanında hepimizin son zamanlarda en az bir defa duyduğu libido da yine mide çakrası ile harekete geçiyor. Eksikliğinde, düşük libido, depresyon, yaratıcılık konusunda problemler, mutsuzluk gibi etkilere neden oluyor. Fazlalığında ise seks bağımlılığından söz edebiliriz.

Göbek Çakrası (Solar Pleksus, Manipura): Solar Pleksus, göbek deliğinden göğüs kafesine kadar olan bölgede bulunuyor. Elementi ateş, rengi ise sarı. Bizlere, bir işe koyulmada ya da işi devam ettirmedeki gerekli motiveyi, özgüveni sağlıyor. Öz benliğimizin çıkış noktası ve sindirimin de düzenlenmesinde yardımcıdır.

Kalp Çakrası: Geldik duygusal dünyamızda son derece temel olan bir diğer çakraya. Göğüs kafesimizin tam ortasında yemyeşil bir çakradan söz ediyoruz. Bizlere şefkati, merhameti, sevgiyi, empatiyi öğretiyor bu mucize. Eksikliğini tahmin edersiniz fakat fazlalığının iyi olacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz değerli okuyucularımız. Bu müthiş çakranın fazlalığı bizlerde birine ya da bir şeylere bağımlılık, aşırı hassasiyet ve kıskançlık olarak geri dönüyor. Aman dikkat! 

Boğaz Çakrası: Kalp çakrası duygu verir de o duyguları ifade için çakramız olmaz mı? Buyurun size boğaz çakrası. Kendisi mavi renkli ve tam olarak boğazımızın gövdemizle birleştiği noktada yer alıyor. Alameti farikası da adından anlaşılacağı üzere konuşma ve ifade üzerine. Kendimizi ifade edebilme, iletişim gücümüzü kontrol altına alıyor.  Bunun yanında güven ve anlayış duygularımızı da göz ediyor. İfade dediysek aklınıza sadece sözlü anlatım gelmesin, resim, müzik, şiir, dans gibi kendimizi anlatabileceğimiz her türlü alanda bu çakramızın varlığına ihtiyaç duyuyoruz. Eksikliği, bizde iletişimde bazı aksaklıklar olarak karşılık bulurken; fazlalığı, aşırı ifade çabası, baskın olma gibi özellikler veriyor

Üçüncü Göz Çakrası: Alnın tam arkasında, kaşların arasında bulunuyor bu çakramız. Olayı ise şöyle ki, bizlerin özellikle manevi yönümüzün, iç dünyamızın anahtarlarını veriyor. Eğer sağlıklı çalışırsa bu dünya ve ötesi hakkındaki gizemi, bağı çözmemizi sağlıyor. Hatta hayatımızdaki büyük değişimlerin farkındalığımız ile olan bağını düşünürsek bu çakra bizi varlığımızın bütünü ile (fiziksel, içsel) kavradığını söyleyebiliriz. Bu müthiş çakranın rengi çivit ve elementi ise ışıktır saygıdeğer okuyucularımız.

Taç Çakra (Sahasrara): Başımızın üzerinde yeri var diyerek tatlı bir ifade ile son enerji merkezimizi tanıyalım hep birlikte. Çakramızın temsil ettiği element ruh, rengi ise mor ya da beyaz. Ayrıca bin taç yaprağı olarak da ifade edilebiliyor. Olayı ise ruhsal bilinç ve ilahi gücün farkına varmak. Uyanışın en yüksek noktası. Yaratıcının birliği, kudreti ve yapabileceklerinin idrakına erişebilme kabiliyetini veriyor bizlere. Yaşadığımız olayların ilahi arka planını görmemize yarıyor. 

İçimizdeki Meşalenin Ateşini Nasıl Yakabiliriz?

Geldik bu çakraları çalıştırma ya da dinlendirme kısmına. Aslında her türlü meditasyon gemisinin çakra meditasyonu limanından geçtiğini söyleyebilmek mümkün. Bazıları ruhsal bazıları ise fiziksel farkındalık için yapılan bu meditasyonlar, bizlere sahip olduğumuz gücün, potansiyelin habercisi. Çünkü bizleri iyileştiriyor, motivasyon sağlıyor, dinlendiriyor kısacası kişisel gelişim adına ne gerekiyorsa onları yapıyor. Bu yüzden nasıl ki bedeninizin yemek, su gibi ihtiyaçları varsa ruhunuzun da enerji için dinlenmeye, farkındalığa ihtiyacı var kıymetli insanlar. Kendinizi dinlemeyi unutmayın.


KAYNAKÇA:

1, 2, 3 ve 4

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki Yazı

İtalyalı Bir Osmanlı Mimarı: Raimondo D’Aronco ve Eserleri

Sıradaki Yazı

Erdem Yılı – İnceleme

İlgili Yazılar