Sol Eliniz Sizi Öldürebilir!

Hiç herhangi bir elinizin sizi öldürmeye çalışabileceğini düşünmüş müydünüz? “Ölümü kendi elinden olacak” klişesinin gerçek olabileceğini? Endişelenmeyin, ben de düşünmemiştim.

Tıp camiasında yabancı el sendromu olarak bilinen bir hastalık olduğunu öğrendik geçtiğimiz günlerde. Meğer yabancı bir elimiz hatta kolumuz olabiliyormuş. İsterseniz bunun nasıl olduğuna yakından bir göz atalım.

Bir İletişim Ağı: Corpus Collosum

İnsan beyninin iki hemisferden (yarım küre) oluştuğunu biliyoruz. Normal şartlarda bu iki hemisferi birbirine bağlayan, arada bilgi akışını sağlayan bir yapıya sahibiz: Corpus Collosum. Bu yapı sayesinde analitik ve duygusal beyinlerimiz birbiriyle iletişim kuruyorlar. Ancak bazı durumlarda bu iletişimi kesmemiz gerekebiliyor. Epilepsi hastalarının geçirdiği nöbetlerin etkilerini azaltmak için yapılan ayrık beyin ameliyatları buna bir örnek. 

Bu ameliyatlarda amaç, Corpus Collosum yapısını cerrahi bir işlemle çıkartmak. Epilepsi hastalarına inanılmaz fayda sağlayan bu işlemin ilk başlarda hiçbir sakıncası görülmüyordu. Ancak zamanla bu işlemin yapıldığı hastalarda bazı şikayetler ortaya çıkmaya başladı. Hastalar, ellerinin onlardan bağımsız hareketler sergilediğini keşfetmişlerdi. “Bu nasıl mümkün olabilir?” sorusuyla da hastanelerin yollarını aşındırdılar. 

Hastaların bu şikâyetlerini dinleyen doktorların yüz ifadelerini bir düşünsenize. 

Mesele şu ki bu cerrahî işlem iki hemisferi birbirinden bağımsız hâle getirmeye yarıyordu. Bu da bir bütün halinde çalışan bir beyin yerine iki ayrı beyne sahip olmak demekti. İnsan bilinci ise bu beyinlerden yalnızca birinin farkına varabiliyordu. Farkındalığını yitirdiğimiz hemisfer ne yaptı dersiniz? Elbette vücudun kendi kontrolündeki alanlarını kullanmaya başladı. Şu ayrıntıları da vermeliyiz ki, beyin hemisferleri vücudun geri kalanını çapraz bir şekilde paylaşmıştır. Yani sol hemisferiniz vücudunuzun sağ tarafını kontrol ederken sağ hemisferiniz de sol tarafınızı kontrol altında tutar. 

Bilincini yitirdiğimiz hemisferimiz de -ki çoğunlukla sağ- sol tarafımızı kullanmaya devam ediyor. Bu tabi ki sol tarafımızın kontrolünü hepten kaybetmek anlamı taşımıyor. Yine sol elinizle istediğiniz şeyleri yapmaya devam edebiliyorsunuz. Ancak sol eliniz, sağ hemisfer kontrolünde, istemediğiniz şeyleri de yapar hâle geliyor.

Sağ hemisfer demişken, bahsettiğimiz duygusal beynin sağ hemisferimiz olduğunu söylemeyi unuttuk mu yoksa? 

İsterseniz resmin bütününe bir bakalım şimdi. 

Bilincinde olmadığımız bir duygusal beynimiz var ve sol kolumuz onun en büyük hizmetkârı. Bunu şöyle bir örnek üzerinden ele almak çok daha iyi olacaktır. Diyelim ki kahvaltı yaptınız. Sofrada en sevdiğiniz peynirden vardı ve doyana kadar yediniz. Ancak tabakta hala biraz var. Daha fazla yemek isterdiniz ama tıka basa dolusunuz zaten. İşte bu istek sol elinizi harekete geçiriyor ve siz bir şey anlamadan ağzınıza peynir tepiştirmeye başlıyor. Sağ elinizle onu engellemeye çalışıyorsunuz. Bir şekilde başardınız ama korkunçtu değil mi? Peki ya sol eliniz yaptığı bu masum işlerle yeterli kalmazsa? Ya dahasını da yaparsa?

Bir gece uykunuzdan uyandığınızda sol elinizi boynunuza sarılmış bulabilirsiniz mesela. Bir gerilim filmi sahnesinden bahsetmiyorum, hayır. Gece rüyanızda kendinizi eleştiriyorsanız örneğin, kendinizi boğmak istiyorsanız, duygusal hemisferiniz bunu algılıyor ve kendinizi gerçekten boğmaya başlıyorsunuz. 

Gerilim filmimiz korku filmine mi dönüşüyor, ne dersiniz?

Çözüm Önerisi

Öncelikle derin bir nefes alabiliriz, muhtemelen çoğumuz böyle bir problem yaşamayacak. Malum çok az insanın karşılaştığı bir hastalık. 

Yine de bir gün karşılaşabilir miyiz? Elbette. İşte o gün için bir öneri: 

Eğer sizden bağımsız bir eliniz varsa ona sesli komutlar verin. Yapmak istemediğiniz bir şey yapmaya başlar ve siz buna engel olamazsanız “dur” diyebilirsiniz. Bilimsel bir kesinliği olmamakla birlikte hastalar, bu yöntemin işe yaradığını bildirmiş. 

Konu ilginizi çektiyse bir de kitap önerisi bırakmadan kaçmayalım o halde. Yazarı David Eagleman olan İncognito kitabına bir göz atın mutlaka. Beynin gizli hayatıyla ilgili öğrendiklerinize çok şaşıracaksınız.


Kaynakça

İncognito, David Eagleman, Domingo Yayınları, Wikipedia

Ayrıca bknz. Filmler: Mad Love, 1935 – The Hand, 1981

Resimler

Total
1
Shares
19 yorum
  1. O kadar güzeldi ki bir solukta okudum. Devamı mutlaka gelmeli. Yazarın ellerine sağlık 🙏🏻🤍

  2. Akıcılığı o kadar iyi ki bir anda kendimi yazının içinde görünmeyen sol kolumu sorgularken buldum. Kitabı merak ediyorum. Okuyacağım 👍🏻

      1. sevmemek mümkün mü, çok bilgilendirici ve akıcı bir yazı. tebrik ve teşekkür ediyorum lütfen devamı gelsin.

  3. Beni sol elim değil belki ama sağ hemisferim boğuyor… harika bir yazıydı, teşekkürler. 🤭

  4. Filmlerde izleyip “Yok artık Bu da abartmış ” dediğim şeylerden birisi olabilirdi bu yazıya okuyana dek… çok kaliteli ve faydalı bir yazı olmuş. Yazarın ellerine sağlık 💕

  5. Çok akıcı ve öğretici bir yazı olmuş yazarımızın ellerine sağlık 💜

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki Yazı

Eşitlik İçin Kalkan Yumruklar

Sıradaki Yazı

Salvador Dali – Eriyen Saatler

İlgili Yazılar